Hibrit Savaş Stratejileri

128

Hibrit savaş stratejisi, hedef ülkede kuvvet kullanımı vasıtasıyla çatışma ortamının sürekliliğini sağlamak, hedef ülkeyi yıpratmak ve istenilen siyasi hedeflere ulaşmaktır. Hibrit harekât devletlere konvansiyonel savaşta yaşayacakları insan zayiatını verdirmeden ve maddi kayba uğramadan güçlerini en etkin şekilde kullanma seçeneği sunmaktadır.

Belirgin bir ağırlık merkezi olmayan hibrit harekât konsepti ile devletler siyasi çıkarlarına ulaştığında çatışmaları sonlandırmaktadır. Bu yönü ile hibrit harekât konvansiyonel savaşların yerini almamakla birlikte sağladığı olanaklar nedeniyle devletler ve devlet dışı aktörler açısından önemli bir kuvvet çarpanı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca hibrit ortamda harekâtta, konvansiyonel savaşlarda başvurulan birçok usul, yöntem ve taktik kullanılmaya devam etmektedir. Hibrit harekâtın oyun sahası olan gri bölgeden çıkıldığı anda konvansiyonel savaşın başlayacağının her zaman ihtimal dâhilinde olduğu asla göz ardı edilmemelidir.

Hibrit savaş konseptine neden ihtiyaç duyulduğu sorgulandığında ilk öne çıkan cevap uluslararası politikalara yön veren büyük devletlerin siyasi hedeflerini elde etmek maksadıyla doğrudan askerî güç kullanımını yüksek maliyetli ve hukuki açıdan riskli bulmaları olmuştur.

Tarihte ve günümüzdeki örneklerinden görüleceği üzere gelecekte de harekât ortamının tek boyutlu olmayacağı, gelişen teknolojik imkânlar ile birlikte Gayri Nizami Harp unsurlarının, Paramiliter Grupların, Özel Askeri Güvenlik Şirketlerinin, teröristlerin ve suç örgütlerinin aynı harekât alanında birlikte bulunabileceği anlaşılmaktadır. Bahsi geçen unsurlar arasında sağladıkları etki, inkâr edilebilir olmaları, hukuki boşluklardan yararlanabilmeleri, esnek yapıları ve süratle istenilen hedeflere yönlendirilebilmeleri nedeniyle harekât alanında önem açısından en büyük paya sahip olarak karşımıza çıkan ikisinin Paramiliter Gruplar ve Özel Askeri Güvenlik Şirketleri olduğu söylenebilir. Fakat ancak ve ancak konvansiyonel nitelikli askerî birliklerin desteğinde bu unsurların başarı oranının artacağı hususu unutulmamalıdır.

Kaynak:Milli Savunma Üniversitesi, Savaşın Değişen Modeli: HİBRİT SAVAŞ, Ankara, 2018.

Savaşın doğasının geçmişte olduğu gibi günümüzde de sabit kalmaya devam ettiğini, harekât alanlarında farklı usul, teknik ve yöntemlere başvurulması nedenlerinin savaşların karakterindeki değişimden kaynaklandığını, savaşın karakterindeki değişimin de 21’inci yüzyılın sivil ve askerî karar vericileri önüne çok daha fazla karmaşık ve belirsiz yapı ortaya çıkardığını söyleyebiliriz. Bu karmaşık ve belirsiz yapı içerisinde ülkelerin güvenlik yaklaşımlarının da doğasının sabit tutulurken karakterinin yeni harekât ortamına adapte edilmesi ve değişimle başa çıkabilmelerinin sağlanması gerekmektedir. Ratz’a (2015: 93) göre, bilgili, bilinçli, tutarlı ve iyi yönetilen bir toplum, hibrit savaş tehdidine karşı en iyi savunmadır.

Savaşın doğasında, başvurana hukuki sorumluluk yüklemesi, devlet tekelinde bulunması, kuvvet kullanımı içermesi ve politik maksat gütmesi olguları bulunmaktadır. Bu nitelikleri taşımayan eylemlerin “savaş” olarak adlandırılmaması gerekmektedir. Ayrıca literatürde karışıklığa sebebiyet vermemek maksadıyla savaş öncesinde, esnasında veya sonrasında başvurulan yöntemler veya askerî gücün kullanımını içermeyen uygulamalarda “savaş” kelimesinin ön eki olarak kullanılmamasının, ayrıca bahse konu “savaş” terimi yerine muharebe etme yöntem ve biçimini anlatan “harekât” sözcüğünün ön ekten sonra kullanılmasının savaş kavramına ilişkin terminolojideki bulanıklığın ortadan kalkmasına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

Örneğin “hibrit savaş” tabiri yerine “hibrit harekât” veya “hibrit harekât ortamı” tabirleri uygun tamlamalar olarak bizlere kullanım seçeneği sunmaktadır. Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve sonrasında Ukrayna doğusunda icra ettiği faaliyetler batı dünyası tarafından şaşkınlıkla izlenmiş, yaşanan bu yeni savaş tipi batılı uzmanlar tarafından hibrit savaş stratejileri bağlamında tanımlanmış ve incelenmiştir. Hala bu yeni konsept üzerinde tartışmalar sürse de, genel kabul gören temel husus konvansiyonel olmayan harp unsurlarının kullanımına geleneksel yöntemlere oranla daha fazla ağırlık verilmesi ve zihin/algı yönetimi olmuştur. Hem siyasetçiler hem de akademisyenler tarafından kabul gören iki önemli alan bilgi harbi ve Siber alanda yaşanan mücadeleler olmuştur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz