Oca 09

Birinci İnönü Zaferi Yıldönümü

Bugün birinci İnönü zaferinin 96’ncı yıldönümü idi. Bu zaferin yıldönümü sessiz sedasız geldi geçti. Bu zaferi canı pahasına millete armağan eden şehitlerimize Allahtan rahmet diliyoruz.

Yunan harekatı 6 Ocak 1921’de iki koldan başlamış ve başlangıçta başarı vaad etmiştir. Türk kuvvetlerinin Çerkez Ethem kuvvetleri ile uğraşmasını fırsat bilerek Eskişehir istikametinde taarruzlarını geliştirmişlerdir. Çatışmalar, 9 Ocak tarihine kadar Türk kuvvetleri açısından örtme ve emniyet muharebeleri şeklinde devam etmiş, asıl muharebe 10 Ocak’ta İnönü mevziinde başlamış ve 11 Ocak’ta Yunan kuvvetlerinin geri çekilmesi ile son bulmuştur.

Bu zafer kurtuluş savaşının başarıya gitmesini açan yolu sağlayan bir zafer idi. Çünkü yeni kurulan düzenli ordunun kazandığı ilk zafer idi. Ayrıca Türk hükümetinin otoritesini ve moral gücünü artırması açısından çok önemli bir olay olmuştur. Zaferin ardından Afganistan ile dostluk antlaşması yapılmış bu da yeni hükümete uluslararası bir statü kazandırmıştır. Ayrıca yeni Türk devletinin ilk anayasası Teşkilat-ı Esasiye kabul edilmiştir.

Tabi her dönem olduğu gibi o dönem de vatan hainleri çok idi ve bunlardan en önemlisi olan Çerkez Ethem Türk milletine silah çekmiş fakat daha sonra millet ona cezasını kesmiştir.

Tabi bu tür başarılarımızı gençlerimize iyi anlatmamız gerektiği bugünün şartlarında bariz şekilde ortaya çıkıyor. Gençler bilmeli ki bu devlet havadan gelip kurulmadı veya İngiltere bu devleti bize bahşetti. Öyle bir şey yok halbuki. Tarihimiz kan ve gözyaşı ile dolu maalesef ve buna rağmen ancak Türk devleti olarak bu sınırları kurtarabilmişiz. Ki bunu kaybetmeye tahammülümüz olmamalı. Yine gençler her daim vatan hainlerine karşı uyanık olma konusunda bilinçlendirilmelidir.

 

Oca 08

Sarıkamış Ruhu

Bugün Sarıkamış harekatının 102’nci yıl dönümü çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Etkinliklerin en önemlisi olan 4,5 km. lik yürüyüş ise Sarıkamış ruhunu günümüz insanlarına anlatmayı ve o günü yaşayarak bugünkü rahat ortamda o günkü insanların neler yaşadığını hissettirmeyi hedefliyor.

Sarıkamış harekatı, I. Dünya harbinde Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak amacıyla, Enver Paşa’nın komutasında icra edilen bir harekattır. Harekat; gerek planlama-hazırlık ve gerekse icra safhasında hiç bir askeri kural ve strateji dikkate alınmadan yapıldığı için maalesef 90 bin kişinin hayatına mal olmuştur. Ve o topraklar maalesef kurtarılamamıştır.

Sarıkamış Ruhu

Tabi bizim insanımız emre itaat eden bir kişilik yapısına sahiptir. Devlet kutsaldır ve verdiği emir yapılmalıdır inancındadır. Bu harekatta hiç kimse ne oluyoruz, nereye gidiyoruz, elbisemiz-botumuz-aşımız yok dememiştir. Elinde avucunda ne varsa onu alıp vatan müdafaasına gitmiş ve bir daha geri dönememiştir. Bunların vebalini kim öder onu Allah bilir, fakat o ruh, bugün de ihtiyacımız olan ruhtur.

Bugün ülke topyekün bir tehlike altındadır. İç ve dış düşmanlar hiç durmadan ülkeyi yıkmak için çalışmaktadır. Bunun karşısında duracak en etkili güç ise, birbirine kenetlenmiş halk varlığıdır. Bugün acilen buna ihtiyacımız vardır. Artık, ocu bucu, şucuyu bırakıp birbirimize kenetlenme vakti gelmiştir. Ayrıştırıcı değil, birleştirici olmalıyız. Fakat bunun için de yani ayrışmamız için de çalışan çok etkili düşman güçler mevcuttur. İnşallah birlik ve bütünlük içerisinde hepisini yerle bir edeceğiz. Bunun için de Sarıkamış’da hiç sorgulamadan şehadet mertebesine ulaşan insanlarımızın ruhuna sahip olmamız gerekir. Eğer, benim yapacak çok işim var, benim çoluk çocuğum var, benim işletmem var, ben çok para kazanmalıyım dersek (Suriyeliler gibi) işte o zaman vay halimize. Bu yenildiğimizin resmidir. İnşallah bu durumlara düşmeyiz.

Bir ülke birlik içinde ise o ülke vardır. Ayrışmış ise öyle bir ülke yoktur artık, çünkü ayrışan parçaları kurtlar çabuk kapar. Ayrışan olmamak, bölünen olmamak ve yok olmamak adına milli birlik ve beraberlik içerisinde geleceğe yürümek esas hedefimiz olmalıdır. Başka hedeflerin hepsi boştur!

Ara 29

Suriye’de Ateşkes

Halep’te sivillerin tahliyesi işlemi için, Türkiye’nin önderliğinde Rusya ve İran’ın da aracılığıyla ateşkes ilan edilmişti. Bu ateşkes sonucu yaklaşık 40 bin kişinin tahliyesi sağlanmıştı. Bu başarılı ateşkes uygulamasından sonra yine Türkiye, Rusya ve İran arabuluculuğu ile tüm Suriye genelinde bugün gece yarısından itibaren ateşkes ilan edilecektiri.

Dilekler Astana görüşmelerine kadar bu ateşkes sürecinin devam etmesi yönünde. Tabi terör örgütleri ateşkes sürecine dahil olmadığından (DAEŞ, YPG, El Nusra vb) onlar ile ilgili mücadeleye devam edilecektir. Şu an için önemli olan sivil can kaybının önüne geçmek ve bir barış atmosferi oluşturmaktır. Eğer bu ateşkes de Halep’de ki gibi başarılı olursa, kışın bu soğuk günlerinde halk bir nefes almış olacaktır. Üç devlet bu ateşkesin uygulanması ve takibinde kararlı ve ciddi görünüyorlar. Bu da tabi ki başarıyı getirecek bir olgudur.

Ateşkes süreci şu şekilde olacaktır.

  1. Bu gece yarısından itibaren silahlar susacak ve sıcak temas kesilecektir. (Terör örgütleri ile mücadele hariç tabi ki)
  2. Birinci maddede başarı sağlanırsa, ateşkesin Astana sürecine kadar kalıcı hale getirilmesi sağlanacaktır.
  3. Astana süreci ile birlikte siyasi geçiş sürecinin başlatılması ve barışın tekrar tesisi.

Bu maddelerden en önemlisi tabi ki ateşkesin kalıcı hale getirilmesidir. Burada Türkiye ve Rusya garantör devlet olarak süreci takip edecekler, İran’da onlara destek verecektir. Ateşkesin uygulanıp uygulanmadığı iki devlet tarafından takip edilecek, uyulmayan durumlarda derhal müdahil olunacaktır.

Aynı zamanda Astana süreci hazırlıklarına da devam edilecektir. Şu an itibariyle Astana sürecine Türkiye, Rusya ve İran ile, muhalifler ve rejim temsilcilerinin katılacağı bildirilmiştir. Başka devletlerin olaya müdahil olup olmayacağı henüz belirsizdir. Ayrıca terör örgütleri temsilcilerinin süreçte temsil edilmeyeceği bildirilmiştir (YPG gibi).

İlan edilen ateşkes sürecine koalisyon güçlerinin bir katkısı olmamıştır. ABD sürecin tamamen dışında bırakıldı. Bunda terör örgütlerine ABD yardımı iddiasında bulunan Türkiye’nin ve ABD ile arası iyi olmayan Rusya’nın Suriye sürecinde inisiyatifi ele geçirmesinin önemli etkisi oldu. ABD Suriye sorununda adeta dışlanmış vaziyette, Türkiye ve Rusya olaya tamamen el koymuş durumdalar. Buna İran desteğini de unutmamak lazım tabi ki.

Ateşkesin ilanı tabi Türkiye ve Rusya gibi iki güçlü devletin iradesi ile olduğundan, başarı şansı oldukça yüksektir. Çünkü şu an, Türkiye ve Rusya orduları ile zaten Suriye’de dir. Karara uymayanların başını ezecek pozisyondadırlar. Dolayısıyla buna rağmen ateşkese uyulmama gibi bir durum söz konusu olamaz. Umudumuz bu ateşkesin başarılı olması ve devamında Astana görüşmeleri ile Suriye krizinin sonlandırılması yönündedir. Çünkü altı yıldır devam eden savaşta her iki taraf ve onlara komşu ülkeler yorulmuş durumdadır artık. Öne sürülecek barış şartlarına kimsenin itiraz gücünün kaldığını zannetmiyorum.

Ara 27

Kuzey Kore’de Yeni Yıl

 

Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, ülke sınırları içinde yeni yıl kutlamalarını yasakladı. Söz konusu lider, halktan İsa’ya değil, babaannesine tapınmasını istedi.

Peki kimdir bu babaanne, ne gibi dini ritüellere sahiptir?

Babaannenin adı Kim Jong-Suk’dur. 24 Aralık 1919 yılında, Hıristiyanların kutladığı noel arifesinde doğduğu, Japon karşıtı bir gerilla olduğu, komünist bir activist olarak görev yaptığı ve devrimin kutsal annesi olduğu torun Kim Jong-Un tarafından açıklanmıştır. 22 Eylül 1949 yılında ölmüştür. Küçük yaşta Japonlar tarafından sürgün edilen anne ve babasını aramak için Mançurya’ya kadar gittiği, fakat orada onların öldüğünü öğrendiği, daha sonra da Japon işgalcilere karşı mücadele eden gerilla gücüne aşçı olarak katıldığı ve sonrasında örgütte üst kademelere kadar geldiği rivayet edilir. Hatta gerilla lideri general Kim II-Sung’a düzenlenen bir suikastte bedenini generale siper ettiği de söylenir.

Peki halk bunun neyine tapınacak, hangi dini özellikleri var veya hangi mucizelere sahiptir, kaynaklarda bir bilgi yok. K. Kore Lideri de böyle bir bilgiyi paylaşmamıştır zaten.

Peki halk bu kadına tapınacak mı, tabi ki tapınacak. İşin ucunda korku ve idam var, erkeksen tapınma. Baba Kim Jong-İl öldüğünde aylarca boşuna ağlamadı, kendini parçalamadı 25 milyon insan.

Yani bu adamları kim lider yapar, bu adamlar uzayda mı yaşar, bunlara hiç kimse hayatın ve dünyanın gerçeklerinden bahsetmez mi. Nasıl bunlar lider olur, kim bunlara itaat eder veya emir altında çalışmayı kabul eder. 25 milyon kişi bir çocuğun oyuncağı olmuş durumda. Bu halkta hiç mi cesaret, akıl, izan, vicdan ve özgürlük ruhu yok. Bunlar da nasıl insan veya insanlar mı anlamak zor. İnsanların inançları ile bu kadar da oynanmaz ki. Hadi insanları köle yaptın bari bırak da adam gibi inançlarını yerine getirsinler. Nedir bu kadar halk düşmanlığı, insan düşmanlığı. Sen kimsin, hangi üstün özelliklere sahipsin ki insanlara bu kadar zulüm ediyorsun.

Yani bu Kuzey Kore’yi görünce insan insanlığından utanıyor. 25 milyon kişi bir çocuğa mahkum olmuş gidiyor, halbuki tükürseler boğacaklar. İnsanoğlu nasıl bu kadar aciz kalır. Ot yiyorsun, çöpten karın doyuruyorsun, çöpte birşey bulursan giyiniyorsun, araban yok, doğru dürüst evin yok, eğitim yok, sağlık hizmeti yok ve hala o adama saygı duyuyorsun. Yuh olsun sizin insanlığınıza!

Ara 25

ABD’den İsrail’e Dost Kazığı

ABD, Mısır tarafından BM Güvenlik Konseyine sunulan önergede çekimser kalarak, İsrail’e ilk defa bir dost kazığı attı. ABD çekimser kalınca da karar çıkmış oldu. Karar, İsrail’in işgali altındaki Filistin topraklarında yasa dışı tüm yerleşim faaliyetlerini derhal ve tamamen durdurmasını öngörüyor.

İsrail, bugün karara olumlu oy veren ABD dahil tüm devletlerin elçilerini dış işleri bakanlığına çağırarak  ikaz etti. Karar tasarısını sunan Mısır, destekleyenler ise Yeni Zelanda, Malezya, Venezuela ve Senegal. Karar BMGK’de 14 oy ile dün kabul edilmişti.

Tabi İsrail her zamanki aymazlığı ile, kararı tanımayacağını, bildiğini okuyacağını dünyaya deklare etmiş durumda. Ayrıca Obama hükümetinin derhal giderek Trump hükümeti ile çalışmayı heyecanla beklediklerini de açıkladılar. Çünkü Trump bu oylamada İsrail’den yana bir tavır sergilemiş, Obama ise kılını bile kıpırdatmamış idi.

Tabi karar alındı ve gayet de güzel oldu. Ama önemli olan bu kararın uygulanmasını kim denetleyecek ve yürütecek. Karara uymayan İsrail’e kim yaptırım uygulayacak. Cevap basit! HİÇ KİMSE! Karar alındığı ile kalmış olacak. Sadece akıllarda kalan ABD’nin de İsrail’e karşı tutum alabileceği yönünde. Dolayısıyla İsrail ile ilişkilerde ABD’yi tarafa çekmenin önemli olduğu ilk defa görülmüş oldu.

Ara 25

Sağlıklı Saçlara Nasıl Kavuşulur?

Saç, insan fizyolojisinin en görsel ve çekici organlarından biridir. Hemen hemen hepimiz saçlarımıza özel bir önem gösteririz. Hiç bir şey yapmasak bile, şöyle elimizde bir düzeltir, ondan sonra dışarıya çıkarız. İnsan psikolojisini de direkt etkileyen bir organdır.

İnsan için bu kadar önemli olan saçlarımızı sağlıkla kullanmak önemlidir. Hor kullanmamak, hassas davranmak saç için kaçınılmazdır. Bu nedenle sağlıklı bir saça kavuşmanın püf noktalarını aşağıda sıralayacağız.

  1. Maşa, saç düzleştirici gibi saçı şekillendiren fakat, saça zarar veren, onu yıpratan ve yakan cihazlar kullanılmamalıdır.
  2. Havlu ile çekerek kurutmak saça zarar verir ve canlılığını yitirmesine sebep olur.
  3. Her gün saç yıkamak saçlara temiz bir görüntü verir fakat saç yağlarının tutunmasını engellediğinden saçların dengesini bozar. En azından gün aşırı yıkamak daha faydalı olacaktır.
  4. E vitamini saçlar için çok önemlidir. Fındık, fıstık ve badem de bolca bulunur. Bunları yemek saçlarınıza ilave bir canlılık kazandıracaktır.
  5. Uzun saçlar çabuk yağlandığından, yağlanmaya karşı özel bir dikkat gerekir.
  6. Saç bakımı uzun sure ertelenmemelidir. Bu saçların canlılığını kaybetmesine ve beslenme zayıflığına yol açar. Saçlarınızın özelliğine göre, belirli periyotlarla saç bakımı yapmak, saçların geleceği açısından çok önemlidir.
  7. Saç bakımı için doğal beslenme çok önemlidir. Kuaförlerde kimyasal saç bakım ürünleri ile uzun süre saç sağlığını korumak zordur. Bunun yerine doğal bakıma önem vermek daha önemlidir. Doğal bakımda önemli olan hususlar;
  • Saçın ve saç derisinin temizliği çok önemlidir. Kepek, saça çok zarar verir. Bu nedenle saç sağlığı açısından kepek sorununu gidermek birinci derecede önemlidir.
  • Saçları çok sıcak su ile yıkamamalı, bu saç derisini yıprattığı gibi, faydalı saç yağlarının da gitmesine neden olur.
  • Saçlar çok sık yıkanmamalı.
  • Saçlar güneşten korunmalıdır.
  • Saç kurutma doğal yollardan yapılmalı, özellikle kurutma makinesi kullanulmamalı. Oda sıcaklığında kendi kendine kuruyan saç en sağlıklısıdır.
  1. Yedinci maddedeki hususları yerine getirmek zaten saçı sağlığına kavuşturacaktır. Bunlara ilave olarak, doktor kontrolünde yapılacak takviyeler ise saçın uzun süre sağlıklı kalmasını sağlayacaktır.

Sonuç olarak, saçı doğal ortamlarda kullanmak, bakımını yapmak ve beslemek saç sağlığı açısında çok önemlidir. Kimyasal ürünler kısa sürede etki etmesi açısından fayda sağlar fakat uzun sureli kullanımlarda saça daha büyük zarar verecektir.

Ayrıca zayıf saçlar, dökülen saçlar, kırılan saçlar ve uzamayan saçların genel vücut sağlığı ile de bir ilgisi vardır. O nedenle, bu tür saçlara sahip olanlar önce doktor kontrolünden geçmeli ondan sonra dermatolojik tedavi ve doğal tedavileri başlatmalıdır. Genel sağlıktan kaynaklanan saç rahatsızlıklarını başka türlü tedavi etmenin  yolu yoktur.

Ara 25

Birleşmiş Milletler Teknoloji Bankası

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Teknoloji Bankası’nın Türkiye’de kurulmasını dün onayladı. Kurulan Teknoloji Bankası, en az gelişmiş ülkelerin bilim, teknoloji ve inovasyon kapasitelerini güçlendirmeye yönelik olarak İstanbul merkezli olarak çalışmalarını sürdürecektir.

BM’den yapılan açıklamada, Genel Merkezi Türkiye’de olacak Banka, 2017 yılı ortalarında faaliyetlerine başlayacaktır. Söz konusu en az gelişmiş ülkelere bilim ve teknoloji politikalarının geliştirilmesi, uygulanması, yönetim mekanizmalarının kurulması konusunda destek verecek bankaya katkı payları ise gönüllülük esasına göre sağlanacaktır.

BM En Az Gelişmiş Ülkeler IV. Konferansı 9-13 Mayıs 2011 tarihleri arasında İstanbul’da yapılmış idi. Dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konferansta bir konuşma yapmış ve bu konuşmada en az gelişmiş ülkelere yönelik bir paket açıklamış, bu ülkeler için “Teknoloji Bankası” rolü üstlenecek uluslararası bir merkez kurulması dab u tahhütler arasında yer almış idi. Yani bu bankanın fikir babası Türkiye olmuştur.

Bankanın kurulmasının en az gelişmiş ülkeler için hayati bir dönüm noktası arz ettiğini açıklayan BM Genel sekreter Yardımcısı Acharya, kuruma ev sahipliği yapacağı için Türkiye’ye teşekkürlerini iletti.

İşte büyük devletler kendini böyle gösterirler. Yoksul ülkelere karşı ve sosyal sorumluluk projelerine yönelik bu şekilde fikir üretip uygulamaya sokmak dünya kamuoyunda büyük yankılar uyandırmaktadır. Bu şekilde bizi ancak büyük devlet olarak tanıyacaklardır. Bu banka eminim dünya kamu oyunda Türkiye’ye büyük prestij kazandıracaktır.

Ara 25

Rusya’da Uçak kazası

Rusya’da bugün Savunma bakanlığına bağlı bir uçak Soçi açıklarında Karadeniz’e düştü. Uçakta bulunan 92 kişinin öldüğü bildirildi. Bu kişilerden tahmini 60 ‘ı Kızılordu orkestrası personeli idi ki dünyada çok sevilen bir orkestra idi. Bu sayı orkestrayı sekteye uğratacak gibi.

Tabi düşen uçağa baktığımızdda Tu-154 tipi bir uçak. Yani geçmişi kara bir uçak. Düşme oranı yüksek bir uçak. Pilotaj hatası olmadığı, teknik bir arızadan düştüğü tahmin ediliyor. Bu uçak yani Tupolev-154 tipi uçaklar dünya litaratüründe uçan taput diye adlandırılmakta öyle olmasına rağmen  neden hala uçtuğu anlaşılamamaktadır. Ki Polonya devlet başkanı da bu model uçakla 2010 yılında düşerek ölmüş idi. Rus halkının canı bu kadar ucuz mu ki bu uçaklar uçuştan men edilmiyor.

Tupolev firması tarafından imal edilen Tu-154, ilk uçuşu 1968 yılında gerçekleştirmiştir. Tasarım olarak Boing  727’ye benzemektedir. Orta menzilli bir uçak olup, 180 yolcu kapasitesine ulaşabilmektedir. Menzili 2500 km. olup, hızı 950 km/h dir. Üç motorlu bir uçaktır. 1972 yılında Rus Aeroflot bayrağı altında uçuşa başlayan uçaktan bu güne kadar 800 civarında uçak imal edildi. Bunların 450’si hala uçmaya devam etmektedir. Toprak ve buz pistlere inme özelliğine sahip bir uçaktır. Halen 17 değişik hava yolu şirketinde hizmet vermekte olup, tahminen yılda 138 milyon yolcu taşımaktadır.

Bu uçaklar Avrupa uçuş normlarına uymamaktadır. Fazla yakıt yakmakta ve gürültü şiddeti standart üstündedir. Bu nedenle yavaş yavaş uçuştan kaldırılarak daha ekonomik uçaklara yönelinmektedir. Bu uçakların çoğu Avrupa hava limanına inmesi ise standartlara uymadığından yasaklanmıştır.

Fakat 450 adet uçan tabut hala semalarda uçmaktadır. Rus halkının bu uçakları protesto ederek binmemesi bence hayat memat meselesi olmuştur. Çünkü uçuşa başladığından bu güne kadar toplam 63 kaza yapmıştır ve bu kazalardan 36’sından hiç kurtulan olmamıştır. Bu kaza sayısı dünya ortalamasının çok üstünde olmasına rağmen hala uçan bir uçakla karşı karşıyayız.

Ara 25

Sovyetlerin Dağılmasının 25’inci Yıldönümü

Bugün Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin 25’inci dağılış yıldönümü. 26 Aralık 1991 tarihinde dönemin devlet başkanı M. Gorbaçov, yaptığı 10 dakikalık konuşma ile, SSCB’nin sona erdiğini ve kendisinin de devlet başkanlığından istifa ettiğini açıklayarak, soğuk savaş döneminin muhteşem SSCB’sine son noktayı koymuş oldu.

SSCB’nin dağılması ile Rusya Cumhuriyetinin kurulduğu ilan edildi ve ilk devlet başkanı olan Boris YELTSİN’in göreve başladığı bildirildi. Ayrıca SSCB topraklarında 15 bağımsız Cumhuriyet ilan edildi. Tabi bu cumhuriyetler sudan çıkmış balık gibi, bağımsızlığın ilk yıllarını sendeleyerek, bocalayarak ve yine Rusya egemenliği altındaymış gibi geçirdiler. Çünkü Rusya’sız yapamadılar. Bütün düzenleri sistemleri, alt yapıları, sosyal ve siyasal kuruluşları Rus gibi olduğundan mecburen Rusya’ya ihtiyaç duydular ve bunun sonucunda da Bağımsız Devletler Topluluğunu kurdular. Şu an SSCB’den ayrılan bütün devletler hemen hemen bu topluluğun üyesi durumunda ve Rusya’nın emir komutası altında hayatlarına devam ediyorlar.

Tabi Gorbaçov SSCB’yi dağıtan kişi olarak çok eleştiri aldı. SSCB dağılmadan bir arada tutulabilirdi denildi. Fakat o yaptığı açıklamada, kimsenin SSCB’yi yaşatmak için elini taşın altına koymadığını ve mücadele etmediğini açıklayarak, “herkes SSCB’nin yaşaması için gayret gösterseydi sonuç böyle olmazdı” dedi. Aksine kendisi çok mücadele ettiğini fakat destek bulamadığından başarılı olamadığını açıkladı.

SSCB’nin yıkılmasıyla beraber iki kutuplu haldeki dünyada kutup kalmamış oldu. Tek kutup ABD kaldığından, o da dünyada özgürce hareket etme imkanı buldu. Afganistan’a daldı zor çıktı, Irak’a girdi nasıl çıkacağını şaşırdı. Bunların sonunda  ABD bir şeyi anladı, o da “bir hiç olduğunu”. Ve bu sebepledir ki bugün Suriye’ye girmekten çekiniyor. Tabi Rusya’nın SSCB dönemindeki gücü olsa, Suriye’yi darmadağın etmişti. Ama maalesef oda yapısal dönüşüm donucu girdiği ekpnpmik krizlerle boğuşuyor. Sonuç olarak ben en güçlü devletim diyen bir devlet kalmadı dünyada. Bu da dünya barışı için çok olumlu bir gelişmedir.

 

Ara 23

El-Bab’da Neler Oluyor?

Bilindiği gibi Türkiye Özgür Suriye Ordusuna destek vererek, DAEŞ ile mücadeleye başlamıştı. Şu an bu mücadelenin en önemli safhasını oluşturan El Bab harekatı düzenleniyor. Peki El-Bab’da neler oluyor? Buraya kadar Türkiye Özgür Suriye ordusunu ateşleri ile desteklerken, anladığımız burada Türkiye ön saflara geçerek, harekata bizzat katılmış durumda. Çünkü ÖSO’nun bu şehre girecek cesareti yok. Bunu gören Türkiye maalesef birinci hatlarda yerini almak zorunda kalmış oldu. Hal böyle olunca da tabi ki zayiatlarımız da artmaktadır. El-Bab, DAEŞ açısından manevi bir öneme sahip olması, Halep yolunu kesmesi açısından önemli bir bölge. Bu nedenle de ele geçirilmesi zaruri olan bir bölge. Durum böyle olunca da Türkiye ön saflara geçmek zorunda kaldı maalesef.

Bu harekata hiç bir destek almadan devam eden Türkiye, aksine köstek ile karşılaşmaktadır. Bilindiği gibi ABD Rakka’ya harekat başlatacak idi, fakat bu harekatı ertelediğini açıkladı. Durum böyle olunca da DAEŞ Türkiye ile olan cephesini Rakka’dan takviye etme imkanı buldu. Şu an El Bab’da 700’den fazla militan olduğu tahmin ediliyor ki bunların belki çoğu canlı bomba rolüne de bürünebiliyor. ABD’nin böyle bir kararı neden aldığını incelersek cevap bulmakta pek de zorlanmayız. Bu karardan amaç, DAEŞ’in Türkiye karşısında tutunmasını sağlamak için ona bir nefes aldırmak. Yani Türkiye’yi başarısız kılmak ana amaç. Yani ABD terör örgütlerini, dost ve müttefik ülkelere tercih edebilmektedir ki bu da onların ne kadar kanı bozuk olduğunu göstermektedir. Şu an ABD Türkiye’ye karşı DAEŞ ve YPG’yi desteklemektedir. Buna da dostluk diyoruz.

Türkiye olarak eğer Suriye harekatına devam edecek isek, Rusya’yı mutlaka yanımıza almalıyız. Hatta çeşitli vaatler karşılığı, kuzey Suriye’yi güvenli bölge ilan etmemizi sağlayacak adımları beraber atmalıyız. Ve bu bölgeyi güvenli hale getirince de ülke içine dağılmış sığınmacıları bu bölgeye yerleştirerek, terör örgütlerinin saldırılarına karşı sınırımızda tampon bir bölge oluşturmalıyız.

Harekatın sürdürülebilirliğini sağlama açısından insan gücünü de Türkiye’ye sığınmış Suriyeli gençlerden sağlayacak tedbirleri de almalıyız. Onlar gelip burada yanpala yatacak, benim Mehmedim onların toprakları uğruna şehit olacak. Yok öyle yağma. Herkes taşın altına elini koymalı.

Sonuç olarak,  Suriye satrancında çok akıllı oynamalıyız. Yapılacak hata bizi Suriye bataklığına iyice batıracaktır. Dolayısıyla bu ülke de etkin olan devletler ile işbirliği içinde sorunu çözücü her girişime destek vermeliyiz. Bu elimizi güçlü tutacak bir durum olacaktır. Ülke güvenliği açısından çok önemli olan bu harekat, aksatılmadan da sürdürülmelidir.

Toplam 19 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...10...Son »

Enter your email address:

Delivered by FeedBurner